Dijital Düşünme Raporu 2020 – 14 – by Space Dreamer Mr.M.Temel Aygün

“Oldies 1 ” by Reha Mustecaplioglu @rmustecap

Dijital Düşünme Raporu 2020

Tüm dünya büyük bir hızla dijitalleşmeye doğru evrilirken düşünce yapımızı ve düşünme şeklimizi değiştirmek aslında her birimiz için kaçınılmaz bir gerçek.

Bu değişim ihtiyacı iş hayatında, müşterilerin güne uyum sağlayan ve neredeyse her gün değişen beklentilerini yönetmek için de karşımıza çıkıyor. Dijital düşünmeden uzaklaştığımız durumda müşterilerimizin beklentilerini karşılamaktan da uzaklaşıyoruz.

Peki, “Dijital Düşünme” ne demek? Bu sorunun cevabını verebilmek amacıyla, TING İstanbul olarak dijital düşünmeyi tanımladığımız, kriterlerini açıkladığımız, ülkemiz ve dünyada dijital düşünen şirketlerin ortak özelliklerini aktarmayı hedeflediğimiz “Dijital Düşünme Raporu”nu hazırladık.

Raporumuza katkı sağlaması amacıyla Türkiye’deki şirketlerin ve yöneticilerin ne kadar dijital düşündüklerini, dijital dönüşüme hangi mesafede durduklarını ortaya koyacak ‘Dijital Düşünme Araştırması’nı gerçekleştirdik. Online olarak düzenlediğimiz anketimize 11 farklı sektörden farklı büyüklüklerde şirketleri temsilen 102 üst ve orta düzey yönetici katıldı.

Araştırmanın ortaya koyduğu önemli bulgulardan biri, şirket yöneticilerinin en büyük sorumluluklarından ve aynı zamanda en çok mücadele ettiği zorluklardan biri dijital dönüşüm stratejilerini belirlemek. Araştırma katılımcılarının yüzde 70,3’ü şirketlerinin dijitali de kapsayan bir stratejisi olduğunu belirtirken, dijitalleşmenin ana stratejileri olduğunu belirtenlerin oranı ise yüzde 68,9 olarak karşımıza çıkıyor.

Elbette sadece strateji belirlemek yeterli değil, önemli olan bunu yaparken eş zamanlı olarak şirketin güne ayak uydurmasını sağlamak ve hatta rekabette geride kalmaması için hep birkaç adım önde gitmek…

Dijitalleşme, araştırmamız katılımcılarının yüzde 75’inin de belirttiği gibi, şirketler için çok önemli bir fırsat. Bu fırsatı değerlendirip şirketinin dijital dönüşüm sürecini başlatan şirketlerin oranı yüzde 82, ki bu Türkiye için umut verici bir gelişme.

Dijital dönüşüm, bir yönetim kararından çok daha fazlası. Belirlenen stratejilerin başarıya ulaşmasının ardında tüm şirketin aynı bakış açışına sahip olması ve inanması yatıyor. Araştırmaya katılanların yaklaşık yüzde 86’sı şirketlerinin üst yönetiminin ve yöneticilerinin dijital dönüşüme inandığını ve desteklediğini belirtirken, bu oranın çalışanlarda sadece yüzde 67 olması, şirketlerin önünde bu dönüşümün gerçekleşmesi için ele almaları gereken önemli bir gündem olduğunu ortaya koyuyor. Bunu aşabilmek için şirketlerin çalışanlarına yönelik eğitim programları düzenlemesi ve fikirlerini değiştirecek adımlar atması gerekiyor.

İnsan merakını gidermek, yenilik yaratmak ve ilerlemek için düşünüyor. Güne ayak uydurmak için de düşünme şeklini değiştirmesi gerekiyor. Acaba yeteri kadar dijital düşünebiliyor muyuz? Peki, ‘dijital düşünme’den ne anlıyoruz? Dijital dönüşümün gerekliliğine inanıyor muyuz? Dijitalleşmeden ne gibi beklentilerimiz var? Şirketimizin dijitalleşme stratejisi var mı? Varsa acaba bu strateji ne kadar uygulanıyor?

Türkiye’deki dijital düşünmenin resmini ortaya koyan, dünyadaki trendlere göre Türkiye’nin yerini görmemizi sağlayan ‘Dijital Düşünme Araştırması’na katılarak fikirlerini paylaşan tüm yöneticilere tekrar teşekkür ediyoruz. Raporun dijital dönüşüm yolculuğunda şirketlere ve siz değerli okuyuculara ışık tutmasını diliyoruz.

Düşünmenin Tarihi

Düşünmek insanı bilgiye ulaştırır

Dijital düşünmeye geçmeden önce kısaca ‘düşünmek’ nedir, tarihsel gelişimi nasıl olmuştur diye bakmakta fayda var.

Düşünmek kelimesinin sözlük anlamı: “Bir yargıya varmak ereğiyle bilgileri incelemek, karşılaştırmak ve aradaki bağlantılardan yararlanarak düşünce üretmek, zihinsel yetiler oluşturmak, muhakeme etmek”.

Düşünme kelimesinin fiil olarak ilk defa 12. yüzyılda kullanıldığı varsayılıyor.

Bu noktada bir kafa karışıklığını da ortadan kaldırmak gerekiyor. Yakın zamana kadar ‘düşünme’ ile ‘düşünce’ birbirlerinin yerine kullanılan kavramlardı. Oysa ‘düşünce’, insanın bilinçli veya tesadüfi olarak yaşadığı zihinsel bir süreç olan ‘düşünme’nin sonucudur. Yani aslolan düşünmedir.

Peki, düşünmek bize neler getiriyor? Öncelikle, insanı insan yapan düşünebilme yetisi. Bizler bu sayede geleceğimizi tasarlayabiliyor, problem çözüp karar alabiliyor ve sonuçta da bilimi oluşturabiliyoruz.

Düşünmenin kaynağı aslında meraka dayanır. İnsan hayatının her döneminde merak eder, araştırır, bulduğu sonuçlarla tatmin olup devam edebileceği gibi, kuşku duyup yeniden araştırmaya, bulduklarını doğrulatmaya ihtiyaç duyabilir. Bu da insanın sürekli bir arayış içinde olmasını ve dolayısıyla düşünmesini sağlar.

Analog Düşünme Dijital Düşünmeye Karşı

Dijital gerçekten ne demek?

Farklı bakış açılarına sahip yöneticiler bu soruya farklı cevaplar veriyor; kimine göre dijital sadece teknoloji ile ilgiliyken, bir diğerine göre değişen müşteri beklentilerini karşılamak ya da gelir maksimizasyonu anlamına geliyor. Elbette bu tanımların hiçbiri yanlış değil. Ancak unutmamak gerekir ki, farklı bakış açıları ya da farklı tanımlar, o konuda ortak hareket edilmesine hatta kimi zaman farklı departmanlarda aynı çalışmaların farklı yöntemlerle yapılarak gereksiz zaman ve para kayıplarına neden olur. Bu açıdan, her zaman şirket genelinde kabul görüp benimsenecek ortak vizyon ve tanımlar üzerinden hareket etmek hayatı kolaylaştıracak, tüm çalışan ve yöneticilerin konuyu net bir şekilde anlayıp, ona göre hareket etmesini sağlayacaktır.

Sonuç olarak, anlamlı ve sürdürülebilir olmak için, dijitalin sadece teknoloji değil, bir iş yapış biçimi olarak görülmesi gerektiğine inanıyoruz.

İnanılmaz bir hızla dijitalleşen bir dünyada yaşıyoruz ancak acaba bu dijital dünyada yeteri kadar dijital düşünebiliyor muyuz?

Değişimi anlamak, içinde yaşadığımız ortamda meydana geldiğinde zor olabilir. Bu da dijital teknolojinin hayatımızı nasıl şekillendirdiğini her zaman fark edip anlamamızı ve takdir etmemizi engelliyor. Analogdan dijitale geçiş, kullandığımız cihazlardan dünyayla etkileşim şeklimize kadar neredeyse her şeyi değiştirdi. Bilgi paylaşımını ya da günlük işlerimizi daha hızlı ve insan hatasını minimuma indirecek şekilde daha akıllı yollarla yapabilir hale geldik.

Elbette hatalar olacak ancak dijital teknolojiler sayesinde çevik düşünüp hareket edebilmemize bağlı olarak bakış açımız geliştikçe hızlı cevap verme, tepki gösterme yeteneklerimiz de her geçen gün gelişiyor.

Son yıllara kadar yani dijitalleşme bu kadar kapımıza dayanmadan önce hepimiz, alıştığımız şekilde analog düşünmeye devam ediyorduk. Mesela, bir markanın falanca ürünü iyiyse mutlaka başka bir ürünü de iyidir diye düşünmek ya da grip olmadan önce hapşırmak normal ise siz de her hapşırdığınızda grip oluyorsunuzdur mantığını yürütmek aslında tipik analog düşünme şekilleri. Bizlere öğretilen, kabul görmüş doğrulara bağlı olarak, fazlaca sorgulamadan, bize verileni olduğu gibi kabul etmek…

Oysa artık analog düşünmenin yeterli olmadığı, ezici bir ağırlığa sahip dijital bir dünyada yaşıyoruz. Bizi sayısız cihaz ile bağlantılı hale getiren ve her zaman her yerde var olan internet, gücünü dijital düşünceden alıyor. Artık iş dünyasının geleceğinin dijital dönüşümden geçtiğini hepimiz biliyoruz.

İş dünyasında müşteri beklentileri de hızla değişiyor. Salesforce’un ‘2019 State of the Connected Customer’ raporuna göre müşterilerin yüzde 73’ü şirketlerden kendi ihtiyaç ve beklentilerini anlamasını bekliyor.

Artık eskisi gibi bir siparişin eline ulaşmasını haftalarca hatta belki günlerce beklemeye hiçbir müşterinin tahammülü yok. Çünkü online sipariş verdiğimizde kesin teslimat tarihi ve hatta saati istiyoruz, siparişimizi takip edebilmeyi, dağıtım aracının hangi sokakta olduğunu bile bilmek istiyoruz. Bu tamamen dijital teknolojinin bir sonucu olarak şirketlerin standartlarını ve dolayısıyla müşteri beklentilerini yükseltmesinden kaynaklı. Bu örnekten de yola çıkarak, analog dünyada sıkışıp kalmış şirketlerin dijital dünyanın beklentilerini karşılamakta zorlanacağı ve zamanla kendini yenileme yoluna gitmezse yok olacağını söyleyebiliriz.

See you in next blog with the following topics :

  • Dijital Dünyada Analog Düşünmenin Yarattığı Tehlike
  • Konu Dijital Stratejiye Sahip Olmak Değil, İş Stratejinizi Dijitalleştirmek

12.07.2020

Kadıköy, İstanbul – TURKEY

Yazar/ Author : M. Temel AYGÜN, Ph. D. in Aerospace Eng.

https://www.linkedin.com/in/mehmet-temel-aygun-1066a514/

Copyright belongs to Author.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.